Türkiye siyasetinde son günlerde yaşanan en çarpıcı gelişmelerden biri, İYİ Parti Teşkilat Başkanı ve Bursa Milletvekili Hasan Toktaş ismi etrafında dönen ahlaki ve siyasi bir krize dönüşmüş durumda. Parti içi WhatsApp grubunda, CHP Osmaniye Milletvekili ve Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya hakkında yazıldığı iddia edilen cinsiyetçi ve aşağılayıcı ifadeler, sadece siyasetin değil, insan onurunun da sınırlarını zorlamıştır.
İddialara göre Toktaş, Meclis’te çekilen bir fotoğrafı grup içinde paylaşarak “Sana alacam bunu kral” şeklinde yakışıksız bir mesaj atmıştır. Bu mesajın sosyal medyaya düşmesiyle birlikte kamu vicdanı sarsılmış, kadın siyasetçilere yönelik ayrımcı dil bir kez daha gündeme gelmiştir.
Hasan Toktaş, mesajın kendisine ait olmadığını iddia etse de, kamuoyunun gözünde güven bunalımı derinleşmiştir. Parti içinden gelen tepkiler üzerine İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Toktaş’ı görevden almış ve bizzat Teşkilat Başkanlığı’nı devralmıştır. Bu, sadece bir görev değişimi değil, partinin kendisini temize çıkarma çabasıdır.
Ancak mesele bununla kapanmamıştır.
CHP’li Asu Kaya, yaşananlara sert tepki göstererek “Türkiye’deki tüm kadınlar adına bu olayın takipçisi olacağım” demiştir. Kaya’nın açıklamaları, bu krizin sadece bir parti içi mesele olmadığını, kadına yönelik siyasi şiddetin ve cinsiyetçiliğin Türkiye’de ne denli kurumsal hale geldiğini ortaya koymuştur.
Şimdi kamuoyu şu soruyu sormaktadır:
> “Siyasi makamları sadece unvan olarak taşıyanlar mı, yoksa o makamın ahlakını da omuzlayanlar mı Türkiye’yi yönetmelidir?”
Hasan Toktaş ismi, bu soruya verilecek cevabın ibretlik bir örneği olarak siyasi tarihte yerini almıştır. Gerçekten de mesele, bir WhatsApp mesajından ibaret değildir. Bu olay, siyaset sahnesindeki etik çöküşün ve sorumluluktan kaçışın net bir göstergesidir


